Ana Sayfa / Doktor / Che Guevara kimdir

Che Guevara kimdir

Che Guevara kimdir, İrlanda ve Bask asıllı Arjantinli devrimci, önder ve tabip. Gerçek adı Ernesto Guevara de la Serna‘dır. İnsanlık evveliyatına adını altın harflerle yazdırmış, yaşamı süresince sömürü, adaletsizlik, eşitsizlik ve yoksullukla savaşım etmiş ve devrimleriyle tüm dünyayı derinden etkilemiştir. Fidel Castro‘yla beraber bugünün Küba‘sını kurmuş, insani değerleriyle dünya barışını taçlandırmıştır. Cesareti, bilgeliği, geniş vizyonuyla daima örnek alınmış, kapitalizm ve sömürü düzeniyle verdiği muharebede büyük başarı kazanmış olan Guevara, asla kuşkusuz dünya tarihinin en mühim kişilerinden biridir. “Gerçekçi Ol İmkansızı İste” sözüyle de kült olan liderin dünya görüşünün oluştuğu Latin ABD gezisi esnasında yaşadıkları Motorcycle Diaries adıyla film olmuş, meşhur lideri oyuncu Gael Garcia Bernal canlandırmıştır. Meşhur yazar ve 1968 hareketlerinin önde gelen isimlerinden Jean-Paul Sartre, Guevara’yı “Çağımızın en olgun insanı” olarak tanımlamıştır.

14 Haziran 1928‘de Rosario, Arjantin‘de dünyaya geldi. Doğum zamanı bazı kaynaklarda 14 Mayıs şeklinde geçmekteydi. Yüksek mühendis olan babası Ernesto Guevara Lynch, İrlanda asıllıydı, anası Clia dela Serna‘nın ailesi ise İrlanda ve İspanya kökenliydi. Hemen hemen iki yaşlarındayken astım krizi geçiren Che, yaşamı süresince bu hastalıkla yaşayacaktı. Guevara ailesi, Che 3 yaşlarındayken, Buenos Aires‘e yerleşmişler, sadece astım krizlerinden dolayı Che’nin durumu daha da kötüleşince doktorların tavsiyesiyle Cordoba‘ya taşınmaya karar vermişlerdi. Zira tedavisi güç olan hastalığının iklim koşullarıyla yakın ilişkisi vardı. Politik eğilimleri itibariyle sola açık liberal olarak tanınan Guevara’nın ailesi, İspanya iç cenginde açıkça Cumhuriyetçileri desteklemişlerdi. Ekonomik anlamda durumu iyi olan aile vakit içinde maddi sıkıntılar yaşamaya başladı.

Eğitim bakanlığına bağlı Dean Funes Lisesi‘ne devam eden Guevara, hastalığına karşın hareketli bir çocukluk geçirdi. Zira oldukça başarıya ulaşmış bir atlet ve dinamik bir rughby oyuncusuydu. Agresif bir oyun seçimi olduğundan azgın anlamına gelen
El Furibundo” sözcüğüyle annesinin soyadından oluşan “Fuser” lakabıyla anılan Che, o dönem babasından satranç oynamayı da öğrendi. 12 yaşından itibaren mahalli turnuvalara katılmaya başlamış olan Che, buluğluk yıllarında da şiir ve edebiyatla ilgilendi. Bilhassa Pablo Neruda’nın şiirlerini oldukça seven Che’nin kelimelerle ilişkisi yaşamı süresince iyi olacak, kendisi de şiirler yazacaktı. Kendini geliştirmek için Jack London‘dan Jules Verne‘e, Sigismund Schlomo Freud ‘dan Bertrand Russell’e kadar kendi alanında başarıya ulaşmış birçok mühim ismin eserlerini okuyan Che, fotoğrafçılıkla da ilgileniyordu. Kamerasını yanından ayırmıyor, insanları, görmüş olduğu bölgeleri ve arkeolojik alanları fotoğraflıyordu. Okulda İngilizce eğitim yapda kadar Baudelaire‘i de oldukça seviyordu.

1944 senesinde tekrardan Buenos Aieres’e taşınan Guevara ailesinin maddi durumu iyice bozulmuş, Che çalışmaya başlamıştı. 1948’de Buenos Aieres Üniversitesi Tıp Fakültesi‘ndeki eğitimine başlamış olan Che, öğrenciliği süresince Latin ABD’da uzun yolculuklara çıktı. Fakültedeki ilk yıllarında Arjantin‘in şimal ve batı bölgelerini dolaşıp, buralardaki orman köylerinde cüzzam ve bazı hastalıklar üstüne emekler yapmış oldu. 1951‘de eski arkadaşı biyokimyager Alberto Granado, senelerdir konuştukları
Cenup ABD seyahati için tıp eğitimine bir yıl ara vermesini önerince, ikili kısa süre sonrasında, “La Poderosa II’’ (Kuvvetli II) adını verdikleri 500 cc.lik 1939 model Norton marka motosikletle Alta Gracia’dan yola çıktı. Peru’da Amazon Nehri kıyısındaki San Pablo cüzzam kolonisinde gönüllü olarak birkaç hafta geçirmeyi düşünen Granado ve Guevara, tur süresince Latin ABD’nın sömürülen köylülerini yakından tanıma fırsatı bulmuşlardı. Bu seyahat Che Guevara üstünde oldukça etkili olmuştu. Zira, kitlelerin yoksulluğunu, baskıyı ve güçsüzlükleri yakından gözlemlemiş ve Marksizm’den etkilenmişti. Politik görüşünün oluşmasında oldukça mühim olan bu unsurlar sebebiyle Guevara, Latin ABD’daki ekonomik ve toplumsal eşitsizliklerin tek çözümünün devrim olduğu sonucuna vardı. Guevara’ya bakılırsa, Latin ABD’nın ayrı uluslardan oluşan bir karma yapı olması, ülkeler arasındaki eşitsizliği arttırıyor, gücün bölünmesine niçin oluyordu, bu yüzden kıta çapında gerçekleştirilecek bir stratejiyle Latin ABD tek vücut olmalıydı. Sınırları olmayan ve tek bir kültürle bağlanmış birleşik İber-ABD’nın hayalini kurmaya başlamış olan Guevara’nın bu düşünceleri sonraki devrimleri için çıkış noktası olacaktı. Arjantin’e gelir gelmez hayallerini gerçekleştirmek için tıp fakültesindeki eğitimini bir an ilkin bitirmeye çalışan Che, 1953 yılının mart ayında mezun oldu ve 12 Haziran‘da diplomasını aldı.

Cenup ve Orta ABD’da kalmış olduğu yerden gezilerine devam edebilmek için 7 Temmuz 1953‘te yola çıkan Guevara, Venezuella‘daki cüzzam kolonisinde çalışacaktı. Ilkin Peru’ya uğrayan Che, orada yerliler hakkında daha ilkin yayınlanmış bir incelemesi yüzünden tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ceza süresi dolduktan sonrasında Ekvator‘da bir kaç gün kalan Guevara, burada yaşamının dönüm noktalarından biri olacak zamanı bir tanışma yaşadı. Ricardo Rojo adındaki avukatla karşılaştıktan sonrasında, Venezulla’ya gitmekten vazgeçip, Rojo ile beraber Guetamala‘nın yolunu tuttu. O sıralarda hükümetin başındaki Başkan
Jacobo Arbenz Guzmán bilhassa toprak reformu ile ilgili bir toplumsal devrim hayata geçirmeye çalışıyordu, sadece Arbenz sağcı bir darbe ile devrildi. Bunun üstüne Arjantin büyük elçiliğine sığınan Guevara halası Beatriz‘e yazdığı bir mektupta orda bulunuşunun sebebini şu şekilde açıklıyordu: İhtilalcilerin safhına katılan Guevara bir süre sonrasında tutuklanarak elçilik binasından çıkarıldı. Guatemala’da bir oldukça Kübalı sürgün ve Fidel Castro‘nun kardeşi Raul Castro ile tanışan Che, Guetamala’da kalması tehlikeli bir durum alınca Meksika‘ya gitti. Arbenz hükümetinin CIA destekli bir darbeyle devrilmesi, Guevara’nın ABD Birleşik Devletleri’nin emperyalist bir güç olduğuna dair görüşlerini güçlendirdi. ABD; Latin ABD ve öteki gelişmekte olan ülkelerdeki sosyoekonomik eşitsizlikleri düzeltmeye çalışan hükümetlere karşıydı ve Guevara, sosyalizmin sadece silahlı savaşım sonunda elde edilebileceğini düşünmeye başlamıştı. Bu da sadece silahlanmış bir halkla mümkün olabilirdi.

Ayrıca Küba’daki mahkumiyeti sona erdikten sonrasında özgür bırakılan Fidel Castro da Meksika’ya gelmişti ve Raul, Guevara’yı
8 Temmuz 1955’te Fidel Castro ile tanıştırdı. Castro ile aynı düşünceleri paylaşan Guevara, onun gerçek bir devrim lideri olduğuna kanaat getirerek Küba diktatörü Fulgencio Batista’yı devirmek için kurulan “26 Temmuz Hareketi’’ne katıldı. Grupta tabip olarak vazife yapmasına karar verildiyse de hareketin öteki üyeleriyle askerî eğitime katıldı. Eğitmeni olan Albay Alberto Bayo tarafınca en göze çarpan talebe olarak vasıflandırılan Guevara, 18 Ağustos 1955’te Guetamala’dan gelen sevgilisi Gadea ile evliliğe ilk adımını attı ve bir yıl sonrasında 15 Şubat‘ta kızları Hilda Beatriz dünyaya geldi.

25 Kasım 1956’da Tuxpan, Veracruz’dan yola çıkan Granma gemisine Küba’ya gitmek suretiyle binen Guevara, karaya çıkar çıkmaz Batista‘nın askerlerinin saldırısına uğradı. Guevara, bu çatışmada kaçan bir askerin düşürdüğü cephaneyi almak için tıbbî araç-gereç çantasını bırakmak mecburiyetinde bırakılmıştı ve o ân doktordan savaşçıya dönüştüğü an olarak Guevara’nın hafızasına kazındı. Bu vakadan sonrasında Sierra Maestra dağlarına gizlenen Che, Batista rejimine karşı giriştiği gerilla savaşlarında gösterdiği cesaretle isyancılar içinde önder olarak görülmeye başladı ve Comandante olarak adlandırıldı.

1958 aralığında devrimin en mühim vakalarından olan Santa Clara’ya hücum eden “İntihar timi“ni yöneten Guevara,
7 Şubat 1959’da zafer kazanan hükümet tarafınca “Doğuştan Küba vatandaşı’’ deklare edildi. Ayrıca Gadea ile evliliğini resmen sona erdirmek için boşanma işlemlerine başlamış olan Che, 2 Haziran 1959’da, kendisi benzer biçimde 26 Temmuz Hareketi’nin üyesi olan Aleida March ile evliliğe ilk adımını attı.

6 ay süresince La Cabaña hapishanesinin komutanlığına atanan ve görevi esnasında Batista rejiminin memurlarının, BRAC gizli saklı servis mensuplarının, cenk suçlusu olduğu iddia edilenlerin ve siyasî muhaliflerin yargılanması ve infazından görevli olan Guevara, Time dergisine bakılırsa yargılamalarında adil değildi. Sonrasında Ulusal Toprak Reformu Enstitüsü’nde mühim bir göreve gelen peşinden Küba Merkez Bankası’nın başkanlığına atanan Che, Küba’dan öteki ülkelerdeki devrimci hareketlere yardım etti fakat bunların tümü başarısızlıkla sonuçlandı. 1960 senesinde “La Coubre’’ isminde tabanca gemisinin patlamasında yaralanan kurbanlara yardım eden Guevara, bir süre sonrasında Endüstri Bakanı oldu. Küba sosyalizminin gelişmesinde büyük önemi olan Guevara, ülkenin önde gelen kişilerinden biriydi.

1961 senesinde gerçekleşen Domuzlar Körfezi İşgali’nde Castro’nun talimatıyla Küba’nın en batısındaki Pinar del rio eyaletindeki bir kuvvetin başına geçen Guevara burada düzmece çıkarma kuvvetini püskürttü. Bir yıl sonrasında ortaya çıkan Küba Roket Krizi’nde kilit rol oynayan Guevara, 1964‘te Birleşmiş Milletler‘in davetlisi olarak Küba’yı temsilen New York‘a gitti. CBS televizyonunda gösterilen Face the Nation isminde programa çıkan, ABD Senatörü Eugene McCarthy‘nin yanı sıra Malcolm X‘in emek harcama arkadaşları ve Kanadalı köktencilik Michelle Duclos‘la görüşen Guevara, 17 Aralık‘ta Paris‘e uçarak üç aylık internasyonal bir tura çıktı. Bu seyahat esnasında Çin Halk Cumhuriyeti, Birleşik Arap Cumhuriyeti, Mısır, Cezayir, Gana, Gine, Mali, Dahomey, KongoBrazzaville ve Tanzanya‘yı dolaşan önder, 24 Şubat 1965‘te Cezayir‘de, internasyonal sahnede son görünüşü olacak olan “İkinci AfrikaAsya Ekonomik Dayanışma Semineri”ndeki konuşmasını yapmış oldu. Konuşmada şunları söylemiş oldu:

Guevara, 14 Mart‘ta Küba’ya döndüğünde Havana havaalanında Fidel ve Raúl Castro, Osvaldo Dorticós ve
Carlos Rafael Rodríguez tarafınca mütevazi bir törenle karşılandı.Sadece iki hafta sonrasında kamu hayatından çekilen önder, aniden tamamen ortadan kaybolmuştu. Castro’nun sağ kolu olan Guevara’nın, bu gizemli kayboluşuna uzun süre anlam verilememekle beraber değişik sebepler de öne sürüldü. Zira endüstri bakanıyken savunduğu sanayileşme projesinin görece başarısızlığı, ekonomik mevzularda Castro ile arasındaki görüş ayrılıkları ve Castro’nun Guevara’nın gücünden rahatsız olması bunlardan birkaçıydı. Guevara’nın Castro’ya gidiş nedenini açıklamadığı ve oldukça kolay bir üslupla yazmış olduğu mektup da bir çok kişinin şaşırtıcı bulmuş olduğu bir durumdu .
Guevara’nın görüşleri Çin Komünist Partisi tarafınca açıklanan görüşlerle benzeşiyordu ve bu durum ekonomisi gittikçe Sovyetler Birliği‘ne daha da bağımlılaşmakta olan Küba için büyüyen bir mesele olmuştu. Küba’nın batılı gözlemcileri, Guevara’nın Sovyet koşullarına ve önerilerine karşı çıkmasına karşın Castro’nun kabul etmek zorunda kalmasını ortadan kaybolmasına niçin olarak gösteriyorlardı. Oysa ki Guevara ve Castro, Sovyetler Birliği ve Çin’in de bulunmuş olduğu birleşik cepheyi destekliyorlardı.
Sovyet lideri Kruşçev‘in Castro’ya danışmadan Küba’dan füzeleri çekmeyi onaylamasını ihanet olarak gören Guevara, Şimal Yarımküre’yi, batıda ABD ve doğuda SSCB liderliğinde, Cenup Yarımküre’nin sömürücüsü olarak gördüğünü belirmişti. Guevara,
Vietnam Savaşı esnasında komünist Şimal Vietnam’ı desteklemişti ve gelişmekte olan ülkelerin halklarını silahlanmaları mevzusunda teşvik etmişti.

Guevara’nın kayboluşuyla ilgili olarak sual işaretleri ve meydana getirilen spekülasyonlar artmıştı. Tüm bunların baskısıyla Castro, 16 Haziran 1965’te yapmış olduğu açıklamada Guevara’nın bilgisi haricinde nerede olduğu mevzusunda yorum yapılamayacağını söylemiş oldu. Aynı senenin
3 Ekim‘inde Castro, Guevara’nın kendisine yazdığı tarihsiz mektubu deklare etti. Mektupta Guevara, Küba devrimine bağlı bulunduğunu sadece yabancı topraklarda savaşmak için Küba’dan ayrılma niyetini bildiriyordu. Dünyadaki öteki ulusların kendisini devrim için savaşmak suretiyle çağırdıklarını belirten Guevara, ek olarak hükümet, parti ve ordu içindeki tüm görevlerinden çekilme ettiğini ve Küba vatandaşlığından vazgeçtiğini de mektubuna eklemişti.

1 Kasım 1965’de Castro’yla meydana getirilen röportajda, Küba lideri, Guevara’nın öldüğüne dair söylentileri reddedip, nerede bulunduğunu bildiğini deklare etti.

Castro ve Guevara’nın planları vardı. Zira 14 Mart 1965’te ikili Sahara Çölü altındaki bölgede Küba’nın ilk askerî operasyonunu Guevara’nın yönetmesi mevzusunda anlaşmışlardı. Hemen sonra Castro’nun da doğrulayacağı bir görüşe bakılırsa, Latin ABD ülkelerindeki koşulların focos gerilla çekirdeklerinin kurulması için hemen hemen uygun olmadığını düşündüğü için Castro, bu eyleme girmesi için Guevara’yı ikna etmişti. Devrin Cezayir devlet başkanı Ahmed Bin Bella ise Afrika‘da yargı devam eden durumun büyük devrim potansiyeline haiz görünmesinin Che’de Afrika’nın emperyalizmin zayıf halkası olduğu düşüncesini oluşturduğunu ve bu yüzden Afrika için çaba harcamak istediğini belirtmişti.

KongoKinşasa‘daki Patrice Lumumba yanlısı Marksist Simba hareketinin desteklenmesi ile sürdürülecek olan Küba operasyonunda Guevara bir süre gerilla lideri Laurent-Désiré Kabila ile çalıştı. Hemen sonra Kabila’ya yeterince inanmadığı için ittifakları bozuldu. O dönemde 37 yaşlarında olan Guevara, resmi askeri eğitimden geçmemesine karşın oldukça deneyimli bir savaşçıydı. Astım hastalığı da Guevara’yı fazla zorluyor görünmüyordu.

Amacı Küba Devrimi’ni ihraç etmek olan Guevara, mahalli Simba savaşaçılarına komünist ideolojiyi ve gerilla savaşını öğretiyordu. Sadece Cenup Afrikalı paralı askerler ve Kübalı sürgünler Kongo ordusuyla beraber Guevara için sorun yaratan bir ittifak içindeydiler. Bu yüzden Kongo’daki devrim planı gerçekleştirilemedi. Guevara buna sebep olarak yerli Kongo kuvvetlerinin yeteneksizliğini ve kendi aralarındaki sürtüşmeyi göstermişti. Kongo’da kalıp tek başına savaşmayı düşünen Guevara, tabanca arkadaşları ve Castro’nun gönderilmiş olduğu iki memurun ikna etmesi sonucu Kongo’dan ayrılmayı kabul etti. Sadece dünyanın öteki bölgelerindeki devrimlere kendini adamak için Küba ile olan tüm bağlantılarını kopardığını yazdığı mektubun Castro tarafınca kamuoyuna açıklanması yüzünden Küba’ya geri dönmeyi gururuna yediremeyen Guevara, altı ay süresince Darüsselam, Prag ve Alman Demokratik Cumhuriyeti‘nde saklandı. Bu süreç içinde Kongo deneyimiyle ilgili anılarını kaleme aldı, ek olarak biri felsefe diğeri iktisat üstüne olan 2 kitabının taslaklarını yazdı. Castro Che’yi Küba’ya geri dönmesi mevzusunda zorlasa da, Guevara, dönüşünün geçici olacağı ve adadaki varlığının sır olarak kalacağı koşuluyla bunu kabul etti. Zira Latin ABD’da yeni bir devrim hazırlığındaydı.

Tüm hazırlıklarını büyük bir gizlilik içinde yürüten Guevara’yla ilgili olarak 1 Mayıs 1967‘de Silahlı Kuvvetler Bakan vekili Bnb. Juan Almeida, Latin ABD’da devrime hizmet etmekte bulunduğunu duyurmuştu. Zira Guevara, Bolivya‘da gerillaların başındaydı. Castro, Guevara tarafınca eğitim alanı olarak kullanılması için, yerli Bolivya Komünistleri tarafınca Ñancahuazú bölgesindeki arazinin satın alınmasını istemişti. Sadece kamptaki eğitim, çarpışmadan daha tehlikeli olmuş ve bir gerilla ordusu oluşturma yolunda pek başarıya ulaşmış olunamamıştı. Guevara’nın ana ajanı olarak çalışan Haydée Tamara Bunke Bider‘in hemen sonra Bolivyalı yetkilileri Guevara’nın izini bulmaya yönlendirdiği için bilmeden Sovyet çıkarlarına hizmet etmiş olduğu ortaya çıkacaktı.

Guevara ve askerleri Bolivya Ordusu‘yla 1967’de ilk kez çatıştıklarında geriye bıraktıkları fotoğraflar Che’nin Bolivya’da bulunduğunu kanıtlar özellikte olmuştu. Fotoğrafları gören Bolivya Devlet Başkanı René Barrientos, Che’nin bir an ilkin yakalanması için komut vermişti. Ortalama elli kişiden oluşan ve ELN (Ejército de Liberación Nacional de Bolivia) adında olan ordusuyla Bolivya güçlerine karşı başarı elde eden Guevara, liderlerden birini de öldürmüştü. Savaşın ortasında bile insancıl özelliklerinden vazgeçmeyen Guevara, yakaladıkları yaralı Bolivyalı askerlere tıbbi yardımda bulunmayı talep etmiş sadece bu önerisi görevli Bolivyalı subay tarafınca geri çevrilmişti. Guevara’nın Bolivya’da devrim başlatma planlarından, yanlış anlaşılmalar, uzlaşma yanlısı olmayan muhalif kişiliği ve Kongo’da olduğu benzer biçimde Bolivya’da da mahalli liderlerle başarıya ulaşmış ortaklık geliştirememesi yüzünden istenen sonuçlar alınamamıştı.

Guevara’nın gerilla kampının yeri bir muhbir tarafınca Bolivya Hususi Harekât Birliği‘ne bildirilince 8 Ekim‘de kamp kuşatıldı. Quebrada del Yuro kanyonunda Simeón Cuba Sarabia ile beraber devriye gezerken yakalanan Guevara, ayaklarından yaralandıktan ve silahı bir mermiyle harap edildikten sonrasında teslim olmak mecburiyetinde bırakıldı. Tabancasında açıklanamaz bir halde şarjör bulunmayan Guevara, yakalandığı sırada orada bulunan askerlere bakılırsa demişti. Barrientos Guevara’nın yakalandığını öğrenir öğrenmez öldürülmesini emretmiş, Guevara yakın bir köy olan La Higuera‘daki bir okula götürülmüş ve geceyi orada geçirdikten sonrasında, ertesi gün öğleden sonrasında öldürülmüştü. Bazı kaynaklara bakılırsa Che’nin infazından görevli çavuş Mario Terán aşırı derecede heyecanlanmış olduğu için bilgili bir halde ateş edememiş, Che’yi öldüren merminin kim tarafınca ateşlendiği asla bilinenemiştir. Çarpışmada öldüğü izlenimi vermek, yüzünün tanınır durumda bulunduğunu sağlamak için ayaklarına onlarca kere ateş edilerek öldüren Che Guevara’nın cesedi bir helikopterin iniş takımlarına sıkıca bağlanmış ve yakınlardaki Vallegrande‘ye götürülmüştü. Cesedi bir küvetin içinde basına gösterildikten sonrasında, askeri bir tabip tarafınca elleri kesilen Che’nin cesedinin akıbeti bilinememekteydi. Zira gömüldüğünü söyleyen görüşlerin yanı sıra yakılmış olduğuna dair de spekülasyonlar vardı. Che’nin ölmeden önceki son sözleri ise şöyleki olmuştu:

Guevara’yı ve Bolivya’daki faaliyetlerini yakın takibe alan şahıs Félix Rodríguez adındaki CIA ajanıydı. Rodríguez Guevara’nın saatini ve öteki kişisel eşyalarını almıştı ve sonraki yıllarda bu tarz şeyleri röportaj yapmış olduğu gazetecilere gösterdi. Bu eşyaların bir kısmı halen CIA’de sergilenmektedir.

Guevara’nın öldüğünü 15 Ekim‘de tüm Küba’ya duyuran Fidel Castro, ülkesinde üç günlük yas duyuru etti.1997 senesinde Guevara’nın elleri olmayan cesedinden kalan kemikler bir tayyare pistinin altından kazılarak çıkarıldı, DNA testiyle kimliği tespit edilerek Küba’ya geri getirildi. 17 Ekim 1997’de cesedinden kalanlar, Bolivya’daki harekatta beraber savaştığı 6 askerle beraber, Küba Devrimi’ni gerçekleştirdiği Santa Clara’da hususi olarak hazırlanmış anıt mezara askerî törenle gömüldü.

Che Guevara kimdir

Tabip

    • ,

Politika

    adamı

OKUDUYSANIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN

Uyarı: Sitemizde yer edinen ve alacak yazı, haber, yazı, video, yorum ve tüm mevzular kategoriler tıbbi bilgiler bir tek genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler vakit içinde geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer edinen bu bilgiler hiçbir süre doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan meydana getirilen herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan görevli tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum icra eden kişiler, bu ikazları kabul etmiş sayılacaktır. Arkadasca isminde herhangi bir bireysel yada kurumsal şirket , siteler ve kişiler ile ilgili en küçük bir bağlantısı , ortaklığı ve benzeri ilişkileri yoktur.

Bu habere de bakabilirisiniz

Deli Halit Paşa kimdir

Deli Halit Paşa kimdir, İkinci Büyük Millet Meclisi’ne Ardahan milletvekili olarak katıldı. Bir tartışma sonrasında meclis koridorunda vurularak hayatını kaybetti. TBMM‘de işlenen ilk cinayetin kurbanıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

çocuk porno