Nasreddin Hoca fıkra serimize, yeni fıkralarla devam etme kararı aldık.

Bilinmeyen ve az bilinen Nasreddin Hoca fıkralarıyla tekrar aranızdayız.

Az bilinen fıkralardan “Hiç Hakkı” adlı fıkrayı Mürşide Uysal’ın anlatımıyla okuyalım.

Nasreddin Hoca‘ya kadılığı sırasında karşısına iki adam gelir. Davacı:

-Ben bu adamdan davacıyım Kadı Efendi! Bana hakkımı vermiyor, diye şikayette bulunur.

Adam öbürünü göstererek:

-Bu adam hamallık yapıyor, odun taşıyordu. Bir ara sendeledi, sırtındaki odunlar yere düştü. Beni görünce yere düşen odunları sırtıma yüklememi istedi. Ben de yardım ettim. Odunları yükledikten sonra, bu zahmetime karşılık bana ne vereceğini sordum. “Hiç” dedi. Sonra o ücretini aldı, bana birşey vermedi. Bana söz verdiği “Hiç hakkımı” versin, der.

Hoca adamı dikkatli dinler.

-Doğru, haklısın! Şöyle yanıma yaklaş bakalım, der.

Adam, para alacağım sevinciyle Hoca’ya yaklaşır.

Hoca oturduğu minderin bir ucundan kaldırır. Adama sorar:

-Minderin altında ne  görüyorsun?

Adam:

Hiç!.. diye cevap verir. Hoca da cevabı yapıştırır:

-Güzel! Al oradaki hiçi de, buradan çabucak uzaklaş. Hakkın kalmasın, der.

Nasreddin Hoca, fırsatçıları, açıkgözleri onların kendi delilleriyle susturur. Bu da Hoca’nın iyi bir yönetici olduğunu, meseleyi özünden kavrayıp, kökten hallettiğine delildir.

İnatçılar, kibirliler, şımarıklar, zorba ve fırsat düşkünlerine en güzel ikna, onların kendi delillerini, mantıklarını kullanarak ders vermektir. Böylece itiraz edip, fikir ileriye sürecek delilleri kalmaz.

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN VE IZLESIN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

CLOSE
CLOSE