Ana Sayfa / Dizi Oyuncusu / Mazhar Alanson kimdir

Mazhar Alanson kimdir

Mazhar Alanson kimdir, Tiyatro ve beyazperde oyucusu, müzisyen, müzisyen, besteci, söz yazarı. Türkiye’nin en başarı göstermiş müzik gruplarından MFÖ’yü Fuat Güner ve Özkan Uğur’la beraber kuran Alanson, 35 senedir grupta vokal ve besteci olarak yer almıştır. Türk pop müzik tarihinde oldukça mühim bir yeri olan MFÖ, ülkemizi Eurovizyon’da 2 kez temsil etmiştir. Oldukça iyi bir söz yazarı olan, solo albümüyle de büyük başarı kazanan Alanson, bununla beraber beyazperde ve dizi oyunculuğu da yapmaktadır. Tasavvufa gönül vermiştir ve şarkı sözlerinde ulvi temalar kullanır. Fuat Güner ve Özkan Uğur’la yıllara meydan okuyan, 70’lerden bu yana müzikte kilometre taşı olan, 3 neslin sevilmiş olduğu ve dinlediği bir grup olarak MFÖ, AGU adlı son albümleriyle Türkiye’de müzikaliteden taviz vermeden son aşama başarı göstermiş olunabileceğini bir kez daha kanıtlamıştır. AGU albümünün isim babası Cem Yılmaz‘dır.

13 Şubat 1950 senesinde Ferruh Alanson ve Melek Alanson‘un üçüncü evladı olarak İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Ferruh Alanson, Ankara Senfoni Orkestrası‘nda baş trompetçi olan Alanson’un anası Melek Alanson ise ilköğretim öğretmeniydi. Ayla Alanson ve Aynur Alanson isimlerinde iki kız kardeşi olan Mazhar Alanson’un çocukluğu Ankara‘nın Cebeci semtinde geçti.

Alanson, babasının başarı göstermiş bir müzisyen, teyzesi Neriman Esi‘nin Türk operasının mühim isimlerinden biri ve eniştesi Muammer Esi‘nin tiyatro ve beyazperde sanatçısı olması dolayısıyla sanatla iç içe büyüdü. Bu yüzden ortaöğrenimini Ankara Koleji’nde tamamladıktan sonrasında Ankara Devlet Konservatuarı’nın Yüksek Tiyatro Kısmı’ne giriş yaptı. İlk eşi Hale Alanson‘la da burada tanışan Alanson’un bu evlilikten Eda Alanson ve oğlu Hilmi Alanson isimlerinde iki evladı olacaktı.

Lise yıllarında gitar çalmaya süregelen Mazhar Alanson’un hayatındaki dönüm noktalarından en önemlilerinden biri olacak karşı karşıya gelme 1966‘da İstanbul Fenerbahçe Kalamış sahilinde yaşanacaktı. Zira Fuat Güner’le, Güner’in almış olduğu Beatles albümü yardımıyla tanışıp dost olan Alanson, bu tanışıklığın varacağı noktalardan habersizdi. Müziğe duydukları büyük ilgi ve aşkla Güner’le Kaygısızlar isminde bir grup kurarak, konserler vermeye başladılar. O dönemlerin meşhur klasiklerini çalıp söyleyen Alanson-Güner ikilisinin favorileri Crosby, Stills & Nash (and Young) ve Rolling Stones şarkılarıydı.

Kaygısızlar’ın yolu bigün Kızıltoprak’ta Özkan Uğur‘la kesişti. Müzikal anlamda fazlaca iyi anlaştıklarına karar vermeleri sonucunda 1972‘de üçlü olarak çalıp söyleyecekleri grupları Mazhar Fuat Özkan(MFÖ)’yü kurdular. İlk albümleri “Türküz Türkü Çığırırız” adını taşıyordu, fakat albümün çıkmış olduğu dönemde Özkan Uğur askere gittiği için Alanson ve Güner albümle ilgili ikili olarak çalıştılar ve büyük ilgi topladılar.

1974‘de Galip Boransu ve Ayhan Sicimoğlu‘nun gruba katılmasıyla beraber adları İpucu Beşlisi olarak değişti ve İpucu Beşlisi “Heycanlı&n sonrasında oldukça popüler oldu. Sonrasında çeşitli nedenlerden dolayı yolları ayrılan grup üyelerinden bir tek Mazhar, Fuat ve Özkan birlikte müzik hayata geçirmeye devam etme sonucu aldılar. Üçlü MFÖ olarak, Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Seyyal Taner, Sulh Manço şeklinde meşhur müzisyenlerle beraber emek harcama fırsatı buldu.

Mazhar Alanson o dönemde ek olarak ustalaşmış anlamda ilk sahne deneyimi olan Ferhan Şensoy’un “Şahları da Vururlar” müzikalinde rol aldı. Sonrasında albümünde bu müzikalden bir şarkıya yer verecekti.
MFÖ, büyük çıkışını 1984 tarihindeki Ele Güne Karşı Yapayalnız albümüyle yapacaktı. Yalnızlık Yaşam Boyu, Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da, Bodrum Bodrum ve Güllerin İçinden şeklinde büyük hitlerin çıkmış olduğu albüm, oldukça başarı göstermiş oldu.

1985’te İsveç‘in Gothenburg şehrinde meydana getirilen Eurovizyon şarkı yarışmasında Diday Diday Day adlı şarkılarıyla ülkemizi temsil eden MFÖ, yarışmayı 14. olarak tamamladı.

Mazhar Alanson, 1985 senesinde ‘Senenin Söz Yazarı’ ödülünü kazanmıştır. Bunun yanı sıra gerek MFÖ ile gerekse bireysel olarak pek fazlaca ödülün sahibi oldu.

Eurovizyon’a ikinci katıldıkları yıl olan 1988‘de ise 15. olan MFÖ, İrlanda‘nın Dublin şehrinde meydana getirilen yarışmada büyük ilgi görmüş oldu. O dönemde başbakanlık icra eden merhum Turgut Özal ise MFÖ’nün yarışmayı 15. olarak tamamlamasıyla ilgili olarak şunları söyleyecekti; “Artık Eurovizyon şarkı yarışmasının taraflı bulunduğunu öğrenmiş olduk.

Aynı yıl Alanson, Ali Poyrazoğlu ve Yaprak Özdemiroğlu ile beraber ilk filmi olan Dostum Şeytan’da rol aldı.

1999’da Ömer Vargı’nın yönetmenliğini yaptığını ve başrollerini Cem Yılmaz ve Ceyda Düvenci ile paylaşmış olduğu büyük gişe başarısı elde eden Her Şey Oldukça Güzel Olacak filmimizde oynadı. Film izleyici rekoru kırdı ve eleştirmenler oldukça pozitif yönde yorumlarda bulunmuş oldu.

2002’de Ekmek Teknesi ve Çekirdek Aile dizilerinde oyunculuk yaptıktan sonrasında 2006 senesinde başrollerini gene Cem Yılmaz’la beraber paylaşmış olduğu Hokkabaz filmimizde kamera önüne geçti.

Mazhar Alanson halen Biricik Suden’le evlidir, MFÖ’yle beraber müzikal çalışmalarına, konserlerine devam etmektedir.

Nokta Dergisi’nin Mazhar Alanson’la Yapmış olduğu Röportaj

*Üç filmimizde oynadınız. Dostum Şeytan, Her Şey Oldukça Güzel Olacak ve Hokkabaz. Üç filmimizde de performansınız fazlaca beğenildi.

Sormayın. Türkiye’de belli bir yaştan sonrasında, artık, emekliliğe doğru gidilir. Benim de aksi oldu. Yaşım ilerledikçe açılıyor muyum ne? Yazık, hepi topu üç tane fakat.

*Niye daha fazlaca değil?

Filme kendimden de bir şeyler katmak isterim… Fakat yönetmenlerden başıma ne geleceğini bilmiyorum. Tanıdığım insanlarla, kısaca beni bilen, bazı nazlarımı çekmeye uygun kişilerle çalışabiliyorum. O vakit ben de daha verimli oluyorum.

*Ekmek Teknesi’nde de oynadınız?

Onu da Hasan Kaçan’ı tanıdığım için… Diziler insanoğlunun fazlaca alın terini alıyor. İki diziye kaç filmlik efor sarfetmişim…

*Cem Yılmaz’la ittifakınız iyi mi başladı?

Cem Yılmaz, 13-14 yaşlarında bir çocukken Dostum Şeytan’ı seyretmiş, fazlaca sevmiş. Bana, Her Şey Oldukça Güzel Olacak’taki görevi teklif ederken “Mazhar Abi, ben o filmin hayranıydım” dedi.

*MFÖ bir ‘üçlü’ var. Cem Yılmaz’la ‘ikili’ olarak algılanıyorsunuz. Solo albüm de yapmıştınız. Üçlü, ikili, tekil görünümleriniz var?

Vallahi öyleki oldu. Bravo, tam isabet. Bir kere, fazlaca tekil olmayı sevmiyorum. Egomu da törpüledim… Cem [Yılmaz] de bir kelam adamı, o da kelimeyle sihir icra eden bir adam olduğundan iyi anlaşıyoruz.

*Cem Yılmaz’la beraber müzik de yapıyorsunuz?

Evet, müzikte de bana destek oluyor. Bizim hiçbir müzisyende olmayan, fazlaca çağıl cihazları var.

*O şekilde mi?

Doğal. Bir de amatörlüğü var. Sözgelişi, Muaf şarkısının yapısını Cem’den aldım. Onun amatörlüğü, hafifçe bir alaturka motif, beni ustalaşmış insanlardan daha fazlaca ilgilendiriyor. Sözü de danışabiliyoruz. Sanat mevzusunda fazlaca takdir ettiğim, zevkine de güvendiğim bir insan Cem.
Oldukça mühim benim için kısaca.

*Vay canına?

Cem’le birlikte müzikte bir şey yapmamız an meselesi.

*Amatörlüğe özgü dinamizmi önemsiyorsunuz?

Müzikte, evet. Görsellikte daha ustalaşmış olmak isterim. Bana iki kostüm yapmış oldu Biricik, ortalık karıştı. Medya vakası abarttığı için, çocuklarda [Fuat ve Özkan] bir hastalık doğal ki oluştu. Ben bilincinde değilim, basmışım gidiyorum. Durumu anlayınca derhal durdurttum. Fuat ve Özkan benim dostlarım, benim için fazlaca kıymetli.

*Hokkabaz’daki rolünüzden bahsedelim…

Biz, Cem’in yazma sürecinde buluşup görüşüyorduk. Görevi direkt bana yazdı. Bu tabi benim birazcık sevdiğim ve müthiş güzel bir şey oluyor. Seneler devam eden bir arkadaşlıktan sonrasında, Cem artık benim neyi ne kadar yapabileceğimi biliyor.

*Yazar Sadık Yalsızuçanlar, sizin Yandım şarkısını sufi bir duyarlılıkla yazdığınızı belirtiyor…

Doğrudur. Bunu ben de medyaya söylemiştim aslına bakarsan. Onu Medine’de yazdım. Doğrusu “Yandım!” diye orada çıktı. Yanmak, aşkın icaplarından. Aşkın çeşitleri, katmanları var… Ben sanatçı olarak bir çiçekte de aşkı yakalayabilirim, eşimde de yakalayabilirim… Medine’de bir şey yakalamıştım. O bana, içime damlamışsa, ben de onu şarkıya dönüştürmüşsem, işin kalanı da dinleyiciye emanet. Ben tanrısal yazmıyorum, profesyonelce, bir şarkı yazıyorum fakat yanıyorum da kısaca.

*Biricik Suden: Aslolan sorun yanmayı bilmek. Yanmayı bildikten sonrasında, beşerî aşkın da, Tanrı, peygamber aşkının da doğru ifadesini bulabiliyorsun.

Yaşa! Aynen öyleki.

*Aşkın nerede arandığı da mühim sanki?

Biz Seyit Nesimi’nin “Gel gel yanalım ateş-i aşka” ilahisini söyledik, bu sefer onu da diskolarda hanımefendilere söylediler! Yunus Emre’de de, tövbe estağfurullah, kendimi Yunus’la kıyaslamak için söylemiyorum doğal, fakat aşkın özünün değişmediğini, yönünün değişebildiğini gördüm. Türk folklor edebiyatı ve destanlarından faydalandım. Benim de Sarı Laleler’i kime aldığım bellidir kısaca.

*Medine’ye onlarca kere gittiniz. Şu sebeple?..

Medine’de Peygamberimizin kabrinin olduğu yer insana müthiş tinsel lezzet, rahatlık, coşku veren bir yer. Ve fırsat olsa keşke devamlı giderim peygamberi ziyarete. İslam’ın Woodstock’ı şeklinde. Her renk insanı görüyorsun. Yalçın Ufak filan bu Woodstock benzetmesini duysa, diline düşeriz. 40 kişilik, kavuniçilerle bir Afrikalı Müslüman kabile geçiyor yanından. Endonezyalılar bambaşka giyinmiş, kafile halinde geçiyorlar. O vakit fazlaca güzel, rengarenk bir tablo çıkıyor ortaya.

*Maneviyat diyorsunuz…

Ben, maneviyatsız hiçbir şey olmaz diyorum bir kere, o denli. Bir insanda maneviyat yoksa, zor, Tanrı işini enerjisini rast getirsin. Zor olsa gerek kısaca.

*Içsel kalitelerle temasınız iyi mi başladı?

Içsel kalitelerle temasım ilahilerle başladı. Her albümümüze bir tanrısal koyarak, bir çeşit… propaganda değil, neyin propagandasını yapacaksın, bir nevi kültür hizmeti hayata geçirmeye çalıştık. 300 yıl öncesinin ilahisini bugünkü teknikle söylüyorsun. İyidir kısaca. Mazeretim Var’da Hay Allah diye bir tanrısal vardır. E, fazlaca güzeldir. Onu ne konserde çalıyoruz ne bir şey şimdi. Çaldık bir dönem. Fakat Erbakan varken çalamıyorduk!

*O şekilde mi?!

E doğal.

*Niye?

Şu sebeple taraf! Bir ideolojik tarafı desteklemek için yapmıyoruz. Samimi olarak yapıyoruz.

*Beşinci kez de Umreye gittiniz, Tanrı kabul etsin.

Amin. Ben ilk 1994’te gittim umreye. 4 kere gitmişim. 10 yıl olmuş, tekrar gitmişim. E bunun artık kafama saksı düştü de yeni hidayete erdim şeklinde algılanmaması lâzım. Ve bir sanatçı olarak daima söylüyorum, iyi mi ki Hindistan’a, oraya buraya gidiyoruz, Hicaz’a kısaca Mekke’ye, Medine’ye gitmek de normaldir. Bu sırf AKP’lilerin, camiden çıkanların gittiği bir yer değil kısaca, onu belirtmek isterim. Ben de umreye gittim fakat Yusuf İslam şeklinde de değilim hani.

*Yusuf İslam AKP’li mi?

Yaa, Müslüman diyince belli bir tip insana alışkın bazıları, görsel olarak. Camiden çıkan, dantelli takke takmış, uzun sakallı bir adam arıyorlar. İşin aslı öyleki değil. Ben Suudları tasvip etmiyorum pek. Hanıma otomobil kullanma hakkı vermiyorlar örnek olarak. Buna şeriat diyorlar. O başka bir şey, kısaca zor. Tanrı şeriatla yönetilenlere kolaylık versin.

*1400 senelik İslam kültürünün mimarisi, müziği, edebiyatı…

E doğal, bunu yok farzedemeyiz ki kısaca.

*Bir de “gericilik” olgusu var?

İrtica “geriye dönüş” mü demek? E geriye döndüğümüzde de asla mi güzel bir şey yok kardeşim?

MFÖ Albümleri
•Ele Güne Karşı (1984)

•Vak The Rock (1986)

•Peki Peki Anladık (1985)

•Aşık Oldum / I Fall In Love (1985)

•No Sorun (1987)

•The Best Of MFÖ (1989)

•Geldiler (1990)

•Agannaga Rüşvet (1992)

•Dönmem Yolumdan (1992)

•M.V.A.B. (1995)

•MFÖ (2003)

•Collection (2003)

•AGU (2006)

Mazhar Alanson Solo Albüm

Türk Lokumuyla Tatlı Rüyalar

Mazhar Alanson kimdir

    • Dizi Oyuncusu, Müzisyen, Ses Sanatçısı,

Beyaz perde

    Oyuncusu, Tiyatro Oyuncusu

Uyarı: Sitemizde yer edinen ve alacak yazı, haber, yazı, video, yorum ve tüm mevzular kategoriler tıbbi bilgiler bir tek genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler vakit içinde geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer edinen bu bilgiler hiçbir süre doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan meydana getirilen herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan görevli tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum icra eden kişiler, bu ikazları kabul etmiş sayılacaktır. Arkadasca isminde herhangi bir bireysel yada kurumsal şirket , siteler ve kişiler ile ilgili en küçük bir bağlantısı , ortaklığı ve benzeri ilişkileri yoktur.

Bu habere de bakabilirisiniz

Enver Aysever kimdir

Enver Aysever kimdir, Yazar, Tiyatro yazarı, Tiyatrocu, televizyon program yapımcısı, sosyolog, politikacı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

çocuk porno